Merhaba Misafir

14. Yüzyıl Mesnevilerinde İlim Ve Ahlaka Verilen Önem

PDF

Osmanlı Devleti’nin kuruluş dönemine rastlayan 14. yüzyılda, Türk dili bir önceki asra göre daha çok işlenip gelişmiş, yazar ve şair sayısı artmış, mensur ve manzum pek çok eser yazılmıştır. Bu dönemde, en fazla eserin Osmanoğulları sahasında telif edildiği görülmektedir. Türkçe eser vermeyi şuurlu şekilde isteyen ve bunu gerçekleştirmeye çalışan şairler, Anadolu’da bir milli edebiyat çağının açılmasını sağlamışlardır. 14. yüzyılda yeni bir şekil, yeni bir ruh ve heyecanla oluşturulan eserlerin çoğunu dinî-ahlaki mesnevilerin oluşturması dönemin genel özellikleri göz önüne alındığında kaçınılmaz olmuştur. Bu eserler Anadolu halkını adeta yeniden yoğurmuş, onlara yeni bir ruh ve heyecan üflemiştir. Mesnevi, edebiyatta her beyti kendi arasında kafiyeli, iki beyitten binlerce beyte kadar uzanan nazım şeklinin adıdır. Mesnevi beyitlerinin kafiyeleri bağımsız olduğundan uzun hikâyelerin yazılmasına elverişli bir nazım şeklidir. Divan edebiyatında roman ve hikâye gibi türler olmadığı için mesneviler bir bakıma bu türlerin yerini tutmuşlardır. Çalışmamızda Âşık Paşa’nın Garip-nâme’si, Hoca Mesud’un Süheyl ü Nevbahâr’ı, Ahmedî’nin İskender-nâme’si ve Gülşehrî’nin Mantıku’t-Tayr’ı incelenmiştir. Eserlerde şairlerin genel olarak ilim ve ahlaki değerlere önem verdiği, şiirlerinde bu konular üzerinde durduğu sonucuna ulaşılmıştır. Bir siyasetnâme özelliği gösteren “İskender-nâme” ve Nasihat bölümlerine çok yer veren dini tasavvufi bir özellik gösteren “Garip-nâme” mesnevilerinde ilim ve ahlaka verilen önem çok daha belirgin bir şekilde ortaya konmuştur.

Yayınlandığı Kaynak : Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Dergisi
  • Yıl : 2014
  • Cilt : 7
  • ISSN : 1308-5107
  • Sayı : 2
  • eISSN : 2536-4944
  • Sayfa Aralığı : 0-0
  • IO Kayıt No : 12571
  • Yayıncı : Hitit Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü